Dünya Kanser Günü

Kanser günümüzde çok sık görülen bir hastalıktır. Diğer bedensel hastalıklardan farklı olarak, kanser tanısı alma kişide yoğun sıkıntıya ve felaketleştirici düşüncelere neden olur. Yapılan çalışmalarda kanser tanısı almanın kişide birtakım kaygıların doğmasına neden olduğu bildirilmektedir. Bu kaygılar içerisinde en önde geleni ölüm kaygısıdır. Günümüzde kanser tedavileri çok fazla gelişmiş olsa da kanser tanısı alma kişide ölüm kaygısı yanı sıra bağımlı olma, beden görünümünde oluşabilecek değişikliklere ilişkin kaygıların, ağrı çekme, yeti yitimi, hastalık nedeniyle oluşabilecek kaygıların ve parasal ekonomik kaygıların oluşmasına neden olur.
Kansere uyum bireyden bireye farklılık göstermesine karşın genellikle üç evreden oluşur. Birinci evre hastalıkla ilgili tanılandırma sürecini kapsar. Bu evrede kanser hastaları yeni hastalıkları ile ilgili belki daha önce hiç duymadıkları bilgileri edinirler. Aynı zamanda yeni duydukları bu bilgileri sindirmeleri ve en nihayetinde bir tedavi kararı vermeleri gerekmektedir. Bu dönemde ruhsal olarak hastalarda sıklıkla şok ve inkar tepkileri gözlenir. Kısa sürede olup biten karşısında kanser hastası şok yaşayabilir ve içinde bulunduğu duruma inanamaz. Bu dönemde sıklıkla “neden ben?” ,“niçin?”, “kanser bir ceza mı?” şeklinde sorular zihni sürekli meşgul eder.
Kansere uyum sürecinde ikinci evre psikolojik belirtilerin tabloya hakim olduğu dönemdir. Genellikle bir iki hafta sürebilen karamsarlık, sinirlilik, iştahsızlık, uykusuzluk, ilgi istek azlığı, konsantrasyon güçlüğü belirtileri ile kendini gösterir.
Üçüncü evre uyum dönemidir. Artık kanser hastası kansere ve kanser tedavilerine uyum göstermiştir. Bu dönemde hasta geçmişte başarıyla kullandığı baş-etme yöntemlerini şimdiki sıkıntısını azaltmada kullanmaya başlar.
Kansere uyum sağlamada toplumsal, bireysel ve hastalığa özgü faktörler etkili olur. İçinde yaşanılan toplumun kansere ve tedavilerine bakışı, kansere ilişkin atıflar ve o toplumda kanserin taşıdığı damgalama toplumsal etkenleri oluşturur. Birçok toplumda kanser tedavi edilemez, acı ve ağrı çekilen, hastaların yalnız kaldığı, terkedildiği, bulaşıcı bir hastalık olarak damgalanmaktadır. Bunun yanı sıra depresyon, üzüntü ve yoğun stres yaşamanın ya da bazı kişilik özelliklerinin kansere daha yatkın olduğu yönünde inançlar olsa da yapılan çalışmalarda bu gözlemler henüz bilimsel kanıtlara dayandırılamamıştır.
Asrın hastalığı olarak bilinen kanser, her yıl dünyada 10 milyona yakın can alıyor...

Ömer Kenan ERDOĞAN
04 Şubat 2020 09:25